Arkadaşlarının Sevgililerini Çalanlar

Bu yazıda bahsettiğimiz şey bir insanın arkadaşının eşine duyabileceği ilgi yada sevgi ilişkisiyle bağlantılı değildir. Bahsettiğimiz şey kişinin karşı cinse ilgi gösterebilmesi için arkadaşlarından birisiyle ilişki içinde olması yada bu kişiye arkadaşlarından birinin ilgi gösteriyor olmasıdır. Zaman zaman her birimiz bu şekilde davranış gösteren insanların varlığını duyarız yada karşılaşabiliriz.

Peki böyle davranmalarında ki temel dürtü nedir? Nasıl bir arzudur bu durum?

Eğer bu insanlara niçin o kişiyi arzuladığını sorarsanız muhtemelen şu yanıtı vereceklerdir. Çünkü beğeniyorum, istiyorum, seviyorum. Büyük ihtimalle bize bunu tutkuyla, heyecanla ifade edeceklerdir. Ona kulak verdiğinizde içinden gelen duygunun benliğinden kaynaklanan bir tutkunun dile döküldüğünü duyarsınız. Hatta bazen bu insanlar kendilerini bile inandırma eğiliminde olabilirler. Bir sefere mahsus olması inandırıcı bir durumdur ama süreklilik gösteriyorsa bu duyguyu hissedebilmeleri için mutlaka bir arkadaşıyla ilişkisi, ilgisi olmasını nasıl açıklayabiliriz.

Bu sorular aslında bir bakıma cevaplarını da kendi içlerinde taşıyor. Kişi kendisi ne düşünürse düşünsün bu saf bir arzu değildir. Dolayımlıdır, bu arzu “Özne” ile arzulanan şey arasında “Nesne” başka bir kişi, başka bir fikir girer.

Tabi akla gelen bu dolayımı sağlayan şeyin nasıl bir niteliğe sahip olduğudur. Özetle model nedir? Kadınların yada erkeklerin kişiyi gözünde çekici kılan şeyin aslında kendi arkadaşları tarafından beğeniliyor olmasıdır.

Burada yaşanılan şey karşı cinse duyulan herhangi bir ilgi biçimi değildir. Burada söz konusu olan şey hemcinsleriyle sonu gelmez bir rekabet yaşanmasıdır.

Bu rekabetçi duygu, çözümlenmemiş kardeş rekabetinden, yada ailelerinin hırsları yüzünden çocuklarını sürekli arkadaşlarıyla rekabet etmeye itmeleri, çocuğun kendisinde gördüğü bir takım yetersizlikleri başka özellikleriyle kapatma çabası, kadınlarda ise buna ek olarak çözümlenmemiş anne kız rekabeti sayılabilir.

Bu şekilde büyümüş olan yetişkin, doğal olarak hemcinsleriyle rekabete devam etme eğiliminde olacaktır. Bu durum ise hemcinsleri rakipler, karşı cinsi ise elde edilmesi gereken bir nesneye çevirir.

Arkadaşlıklarında samimi ilişkiler kurabilmekte zorlanırlar yada ilişki samimi görülse dahi kendileri hep ön planda olmak isterler. Bu durum özellikle kadınlarda daha belirgin, erkeklerde ise daha örtülü şekilde yaşanılmaktadır.

Bu durumda tavladıkları karşı cins beğenilen, arzu edilen kişi olmaktan çok kişinin hemcinslerine karşı üstünlük kurabilmesini sağlayan bir nesne olmaktan öteye geçemez. Bu kişilerin duygusal ilişkileri inişli çıkışlı olup sürdürülebilmesi imkansız olan ilişkilere dönüşürler. Burada hayal kırıklığı yaşayan kişi elde edilmiş şahıs olur. Elde eden kişi ise zamanla arkadaş çevresi dahil dışlanan, hoşlanılmayan kişilere dönüşür.

Hem hemcinsleriyle hem karşı cinsle asla sağlıklı ilişkiler kuramayan bu insanlar inişli çıkışlı bir ruh hali yaşarlar. Yaşlarının ilerlemesiyle birlikte fiziksel özelliklerini kaybetmeleri ise narsist egolarını tatmin etmek için kurmuş oldukları bu bilinçaltı mekanizmayı işleyemez hale getirir. İlerleyen yaşla birlikte eğer evlilik yapmayı başaramamışsa kişinin giderek yalnızlaşmasına ve depresifleşmesine neden olacaktır.



Bir cevap yazın