Çocuklarda Sosyal Duygusal Gelişim

Bireylerde gelişimin temelleri çocukluk döneminde atılmaktadır. Özellikle sosyal ve duygusal gelişimin sürdürülebilmesi için 0-6 yaş oldukça önemli bir dönemdir. Sosyal gelişim; bireyin davranışlarını, içinde yaşadığı toplum içerisinde kabul edilebilir bir şekilde sürdürmeyi öğrenmesidir. Yani davranışların toplumsal beklentilere uygun olacak şekilde geliştirilmesidir. Çocuklarda sosyal etkileşim doğumdan sonra ilk olarak anne – baba ile başlayıp, aile ve çevresinde ilişki kurduğu diğer insanlarla da devam eder. Çocuk; fiziksel, duygusal, zihinsel ve dil yönünden geliştikçe çevresi de genişler. Böylece aile içinde başlayan sosyal etkileşim, arkadaş ilişkileri ve okuldaki yaşantılarla devam eder. Çocuğun sosyal gelişimi, yaşına ve gelişimine uygun olarak sorumluluklarını yerine getirebilmesi, akranlarıyla ve diğerleriyle sağlıklı ilişki kurabilmesi, iyi geçinebilmesi ve uyumlu davranışlar sergilemesi ile ilgilidir.

İnsanların aile, toplum, okul ve iş yerinde başkalarıyla iyi ilişkiler kurması, toplumsal kurallara uyması, sorumluluklarını yerine getirmesi, toplum ve çevre tarafından kabul edilmesi sosyal gelişimi ile gerçekleşir. Sosyal gelişim süreçlerinde gereksinimlerini yeterince doyuramamış çocuklarda disiplin problemleri, otoriteye karşı gelme, diğerleriyle ilişki başlatma ve sürdürmede zorluk yaşama, davranışlarını toplumun değer yargılarına göre düzenleyememe gibi sosyal uyum sorunları görülebilir. Okula düşük sosyal yeterlilikle giren çocuklarda sıklıkla, akranlar tarafından red edilme, davranış problemleri ve düşük akademik başarı gibi problemlerle karşılaşılmaktadır.

Duygusal ve sosyal gelişim birbirinden ayırt edilemeyecek kadar birbirine bağlıdır. Duygu gelişimini en çok etkileyen etmen bireyin diğer bireylerle olan ilişkileri, yani sosyal gelişimidir. Duygular insan olmanın en önemli unsurlarıdır ve sosyal bağların oluşmasında temel rolü üstlenmektedir. Araştırmalara göre duygularını sosyal olarak uygun şekilde ifade edebilen çocuklar da daha az davranış sorunları gözlenmektedir. Erken çocukluk döneminde başlayan sosyal duygusal gelişimle kazanılan davranışlar, yetişkinlikte bireyin kişilik yapısını, tavır, alışkanlık, inanç ve değer yargılarını biçimlendirmektedir. Bu sebeple bireyin yaşamında sosyal duygusal gelişim, ayrı bir öneme sahiptir.

Sosyal duygusal gelişim dönemini sağlıklı geçiren bireylerin toplum içerisinde ki işlevselliği de artar ve kişiler arası ilişkilerinde de olumlu etkileşimler başlatıp sürdürme becerisine sahip olurlar. Sosyal duygusal gelişim, çocuğun kendini ifade edebilmesi, duygularını kontrol edebilmesi, kendisiyle ve çevresiyle barışık ve uyum içinde olabilmesidir. Erken dönemde sosyal duygusal gelişimin önemli öğelerinden biri de empati gelişimidir. Empati, bir insanın kendini, karşısındaki insanın yerine koyarak, onun duygularını ve düşüncelerini doğru olarak algılamasıdır. Çocukların yaşıtları tarafından kabul edilmelerine katkıda bulunan etkenlerden biri de empatidir. Çocuklar, diğer insanların bakış açısını öğrendikçe empati de gelişir.

Büyümekte olan çocuğun duygularını ifade edebilmesi ve duygusal davranış biçimlerini kazanması zamanla olur. Bunun sebebi duygusal gelişimin sosyal ve bilişsel gelişime paralel olarak ilerlemesidir. Çocuğun zekası geliştikçe çevresinden gelen uyarıları daha olgun bir şekilde algılamaya başlar.

Sosyal duygusal becerilerin, çocukların akademik başarılarıyla da bağlantılı olduğu gözlenmektedir. Gündelik yaşamda duygusal sorunlar yaşayan çocuğun okul hayatında da sorunlar yaşadığı görülmektedir.

Zeka seviyesi ne olursa olsun, sosyal uyum süreçlerinde zorluk yaşayan, bu zorluğu uygun şekilde ifade edip paylaşamayan çocukların görev ve sorumluluklarında, planlama becerilerinde ve konsantrasyon gerektiren işlerde sorunlar ortaya çıkar. Dürtülerinin farkında olmayıp kendini nasıl kontrol edeceğini bilmeyen çocuklar, derste konuşur, hareketler yapar, arkadaşlarına kendini ifade etme konusunda sorunlar yaşar, yanlış anlaşılmaya başlar ve bu olayların sonucunda ortaya çıkan olumsuz duygular çocukların akademik hayatını etkiler.

Günlük hayatında ve okulda karşılaştığı problemlerle nasıl başa çıkacağını bilmeyen çocuk, neden-sonuç ilişkisi kurma, empati yapma, esneklik, soyut düşünebilme gibi konularda da zorluklar yaşar. Tüm bu beceriler etkili öğrenme sürecinin bir parçasıdır, insan nasıl duyguları ve zihni ile bir bütünse; öğrenme de sosyal duygusal ve bilişsel bir süreçtir.

Yazar

Uzman Psikolog Vural YILDIRIM



Bir cevap yazın