Fobi; bir olguya, nesneye veya bir duruma karşı duyulan gerçek olmayan korkulara denmektedir. Aslında düşük dozajlı korkular, beynimizin kendini koruma içgüdüsünü çalıştırması açısından yararlıdır ama bunlar yaşam kalitenizi düşürmeye başlamışsa fobiye dönüşmeye başlamıştır.

Fobilerin oluşması bir çok etkene bağlı olabilir. Çocukluk travmaları, sevdiklerimizin başına gelmiş kötü olaylar, kişinin unutamadığı olumsuz iz bırakmış ve kısır döngüye girmiş geçmiş yaşantılar fobinin ortaya çıkmasında etkilidir.

Kişiler fobilerinin mantıksız olduğunu bilirler ama yine de yaşadıkları korkular bir süre sonra baş edilemeyecek seviyelere gelir. Bu süreçte kişi bazı kaçınma ve güvenlik davranışları sergilemektedir. Böcek fobisi olan birisinin banyoya girerken bir yakınını kapıda bekletmesi buna örnektir. Bunlar iyi niyetli ama işlevsiz davranışlardır. Kaçınma davranışları kişide kısa süreli rahatlama sağlar ama sorunu çözmediği için fobik uyarana karşı hassasiyeti artırmaktadır. Bütün kaçınma davranışlarına rağmen yine de fobik uyarana maruz kaldıklarında terleme, nefes darlığı ve panik atak benzeri tepkiler verirler.

Fobi tedavilerinde ağırlıkla Bilişsel ve Davranışçı Terapi yöntemi kullanılmaktadır ve tedavi süreleri diğer ruhsal bozukluklara kıyasla çok daha kısadır. Buradaki amaç, danışanların uyaranlar karşısında yeni bir davranış şekli geliştirmesidir. Davranışçı terapide, kişinin problemli davranışı belirlenir, tanımlanır ve uyaranlar karşısında daha kontrollü tepki vermesi öğretilir.