Kıskançlık ve Psikoanalist

Psikoanalizler kural olarak kıskançlıkta cinsiyet farkı üzerinde durmazlar ama kıskançlığın doğası hakkında ipuçları sunarlar. Dolayısıyla stratejimiz konuyla ilgili psikanalitik teorileri inceleyip kendi sorununu yanıtlamak olmalıdır.

Freudla başlayacak olursak kıskançlığı üç bölüme ayırdığını görürüz. Bunlar:

  1. Rekabetçi yada normal
  2. Yansıtılmış kıskançlık
  3. Kuruntulu kıskançlık.

Normal kıskançlık Freud’a göre “Kederin, sevilen bir nesneyi yitirme düşüncesinin yol açtığı acının ve düşmanlık duygusunun bir birleşgesidir. Normal kıskançlık akıl dışı olmaktan uzaktır.

Yansıtılan kıskançlık; “Kıskanan kişinin kendisinin ya gerçek hayattaki sadakatsizliğinden yada bu yoldaki bastırılmış içtepilerinden kaynaklanır. Freud herkesin sadakatsizliğe eğilimi olduğunu vurgular. Yine de bu eğilimlerin reddedilmesi gerekir; bunun için kişi bilinçaltı bir yatıştırıcı mekanizmasından faydalanır. Bu yatışma ve hatta vicdanın kendini beraat ettirme çabası, sadakatsizlik eğilimi, sadakat borcu……..olunan eşe yansıtılarak gerçekleştirilir.

Kuruntulu kıskançlık; “Bunun kaynağı bastırılmış iç tepkilerdir, hedefi ise kendisiyle aynı cinsten biridir. Kuruntulu kıskançlık kendini tüketmiş eşcinsellikten geriye kalandır ve paranoyanın klasik biçimleri arasında yer almayı hakeder. Bu tür kıskançlığın formülünü şu şekilde açıklayabiliriz; “Onu seven ben değilim, eşim”. Kuruntulu kıskançlık hiçbir zaman kendi başına var olmaz. Daima diğer iki tabaka ile var olur. Yani kuruntulu kıskançlıkta, yansıtmalı kıskançlıkta olduğu gibi yalnızca kendi sadakatsizlik eğilimini değil kendi eşcinselliğini de bastırmak için olağanüstü bir enerji harcamak zorundadır.

Erkekler baba ile özdeşim temelinde duyduğu sevgiyle rekabet arasında bir çelişki yaşarlar. Normal çözüm erkeklerin anneye duyduğu odipal sevgiden ödün vermesi ve baba ile özdeşim temelli sevgiyi tamamen benimsemesidir. Bu çözüm şu şekilde olur: “Onun kadar büyük ve güçlü olmak ve onun yapabildiği her şeyi yapabilmek istiyorum. Çünkü erkeklerde odipal dönemde babayı kıskanmak, ondan nefret etmek kadar babaya duyulan korku ve hayranlık duygularıda vardır. Bu gelişmeler erkek çocukta güçlü ve yetişkin babayla girdiği rekabet sırasında yaşanan ızdırap ve endişenin derin izlerini bırakır. İşte bu da erkek kıskançlığının odipal arka planını oluşturur.

Erkek kıskançlığı, Freud’un da dediği gibi büyük ölçüde odipal olacaktır. Erkekler değişmez bir biçimde odipal döneme tabi olurlar. Kadınsı kıskançlığında belirgin biçimde odipus öncesine dair olacağını varsaymak oldukça gerçekçi görünüyor. Kıskançlık ve sadakatsizliğin temellerinin genital öncesi oral-erotik ve oral-sadistik içtepkilerden kaynaklanması çok olasıdır. Kıskançlık yada sadakatsizliğin psikolojik bileşimlerinde önemli bir yer tutan kişilerin sevgi kaybı yada sevgi arayışı konularının arzulanan ebeveynle genital bir ilişki kurmaktan daha derin bir şeye işaret etmektedir.

Kıskançlığın temelinde kayıp duygusunun olduğu, oral yoksunluk yaşantısının ise erkeklere kıyasla kadınlarda çok daha büyük bir rol oynadığını vurgulamalıyız. Erkek kıskançlığı söz konusu olduğunda kayıp ve yoksunluk duyguları, odipus dramının erkek ruhunun daha güçlü bir tarzda şekillendirilmiş olmasından dolayı maskelenmiştir. Bunun anlamı kadınlarda daha feci bir kayıp duygusu yaşanılırken, erkeklerin karşısındaki rakibe karşı yoğun bir öfke duymalarına yol açacaktır. Yani kıskançlık kadınlarda daha depresif, erkeklerde ise saldırgan hatta paranoid bir tepkiyi doğurabilecektir.



Bir cevap yazın