Madde Bağımlılığı ve Aile

Ailemizde bağımlılığı olan birisinin var olması, hepimiz için büyük bir endişe, üzüntü ve gerginlik kaynağıdır. Onu kurtarabilmek için çabaladıkça ümitsizliğimiz artar. Verilen onlarca söz hep boşa çıkar. Elindeki parayı sürekli kullandığı maddeyi temin edebilmek için harcar, hatta yeterli olmayınca hırsızlıklar başlar. Bazen evde çalacak bir şey olmayınca dışarıda da madde temin edebilmek için başlarını belaya sokabilecek davranışlarda bulunabilirler.

Peki biz ne kadar yardımcı olabiliyoruz? Niçin onca çabamız boşa çıkıyor? Ben bugüne kadar sıcak yatağında yatarken, sıcak yemeğini yerken uyuşturucu madde bırakabilen bir insan görmedim. Zaten bunu yapmaları için hiçbir nedenleri de yoktur. Bağımlıların evde yaşadıkları çatışmalar ne olursa olsun bu şekilde yaşamaya zamanla alışıyorlar. Aynen onlar gibi bizler de bu şekilde yaşamaya alışıyoruz. Yoksa bağımlı eşimizi defalarca terk etmekle tehdit edip terk edemememizi yada bunu gerçekten yapıp tekrar geri dönmemizi nasıl açıklayabiliriz? Yada bağımlı çocuklarımıza savurduğumuz onlarca tehdidin kaçını gerçekten yapabildik? Aile olarak söz birliği yapabiliyor muyuz? Tutarlı davranabiliyor muyuz? Bağımlıların ailelerinde en yaygın görülen şey aile içinde dengesizliklerin ve tutarsızlıkların olmasıdır. Bu bazen en başından beri var olan bir şey iken bazen de yakınlarımızın bağımlı olduğunu öğrenip bıraktırmak için çabalarken duygusal yönden alt üst oluşlar yaşamımızdan kaynaklanmaktadır. Öfkelenip bir şeyler yaparız, sonra da dayanamayıp yada endişelenip tam aksini yaparız. Bütün bunlar yardım etmekten çok daha çok bataklığa itmekten başka bir şey değildir. Fark edemediğimiz biz bağımlı aileleri olarak, bizlerin de bağımlı ilişkiler oluşturduğumuzdur. Bazı aileler yetişkin evlatlarını anlatırken hala çocuk diye bahsederler, onları çocuk gibi görür, çocuklarıymış gibi davranırlar. Haliyle bağımlı kişide çocukluklarına devam eder, hiçbir zaman kendilerinin ve ailelerinin sorumluluklarını almak için bir şey yapmazlar. Kişinin kendine ve çevresine verdiği zararlara öfkelenip tavır alırız sonra da ya üzülürse ya başına bir şey gelirse diye endişelenip tekrar kanatlarımız altına alırız. Halbuki özellikle bonzai, eroin, vs.. gibi maddeler kullanılmaya devam edilirse bunlar zaten sevdiklerimize ölüme getirir. Unutmayalım ki “Korkulan kehanet kendini gerçekleştirir”, evi terk eder, dışarıda başına kötü bir şeyler gelebilir diye korkular yaşayıp tekrar kucak açmamız, onları kurtarmak değil bulundukları batağın içinde daha fazla kalmalarından başka hiçbir işe yaramaz.

Aslında anlayamadığımız şeyler şunlardır;

  • Madde bağımlılığı bir hastalıktır. İnsanlar maddeyi bırakabilirler ama bağımlılık ömür boyu sürer. Tıpkı sigarayı bırakıp ta efkarlı bir günümüzde bir sigara yakıp tekrar sigara bağımlılığına dönmemiz gibi.
  • Bağımlı kişi, madde kullanımını sürdürebilmek için her yolu dener. Sözler verir, yalanlar söylerler ama bunu başaramazlar çünkü onlar bağımlıdır.
  • Bağımlı kişi, özellikle kullandığı madde ağır draklar yada alkol ise sağlıklı düşünememeye ve davranamamaya başlarlar.
  • Bağımlılığı olan yakınlarımızla yürüttüğümüz mücadele, bir süre sonra bizim de dengemizi bozmaktadır. Bir süre sonra bizlerde sağlıklı düşünebilme ve davranabilme yeteneğimizi kaybederiz.
  • Hiçbir bağımlı her şey yolundayken maddeyi bırakmaz. Maddeyi bırakması için ya dibe vurması yada altüst olacağı sarsıcı bir olay yaşaması gerekir.

Bir insana maddeyi bıraktırabilmek için bütün aile birlik olmalı, tek ağızdan net ve tutarlı ifadeler kullanabilmelidir. Boş tehditlerden kaçınmalıdır, söylediği şeyi net olarak yapmalıdır. Bağımlı kişi kadar ailelerinde destek alması gerekir, bunun nedeni daha önceden yapmış olduğu hataları kavrayabilmesi ve bunları düzeltebilmesidir. Yaşamış oldukları duygusal yaralanmaları iyileştirebilmek için son derece de önemlidir.

Önceden yaşanılan duygusal ve davranışsal sorunlar onarılmadan, ailenin birlik ve bütünlüğü sağlanılmadan, aile ilişkileri uyumlu ve tutarlı bir hale getirilmeden bağımlıya madde bıraktırmak çok daha zor bir hale gelmektedir. Ayaklarımız yere sağlam basmıyorsa, sağlıklı düşünebilip, sağlıklı davranamıyorsak, sarsılmış ve çaresiz durumda hissediyorsak asla sevdiklerimize gerekli desteği sağlayamayız. Unutmayalım ki iki topal birbirine destek olursa ikisi de seke seke yürür. Sevdiklerimize destek olabilmemiz için öncelikle bizim sağlıklı ve sağlam bir duruş sergilememiz gerekmektedir.

Yazar

Uzman Klinik Psikolog Işıltan OĞUZ



Bir cevap yazın